Dr.Yasin ERCİLSİN

Dr.Yasin ERCİLSİN

Dr.Yasin ERCİLSİN
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'ye Savaş Tuzağı Azerbaycan Üzerinden Mi Kurulacak?

A+A-

Yaklaşık on gündür devam eden ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş kısa süre içerisinde bütün Ortadoğu’yu sardı. Özellikle İran dini lideri Ali Hamaney’in suikast ile öldürülmesi, İran’ın bölgedeki ABD askeri üslerini hedef almasına yol açtı.

İran’ın Haziran 2025’teki on iki gün savaşından daha farklı bir strateji ortaya koyması bütün bölge ülkelerinin teyakkuza geçmesine neden oldu. İran ile uzun bir sınır hattına sahip olan Türkiye ve Azerbaycan da süreci yakından takip etmeye başladı. İran’ın çok amaçlı ve çok katmanlı savaş stratejisi İsrail ve ABD’nin beklediği bir karşılık değildi. Bu nedenle İsrail ve ABD farklı seçenekleri deneyerek sahada başarılı sonuçlar almayı ve İran’ı yıldırmayı hedefledi. Bu amaçla özellikle İran’a karadan müdahale seçeneği değerlendirildi.

Bir yandan da Ortadoğu’da İran’ın gösterdiği büyük etkiyi farklı bölgelere kaydıracak hamleler yapmaya çalıştılar. Nitekim İsrail hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın kendi yanında savaşa dahil olması ve kendi üzerindeki yükü hafifletmeye dönük stratejiler geliştirmeye başladı. Türkiye’nin uzun yıllardan beri izlediği diplomasi stratejisi ve her koşulda itidal çağrısı yapması İsrail ve ABD’nin istediği bir yaklaşım değildi. Türkiye’de toplum ekseriyetinin, özelikle 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin ardından anti emperyalist görüş etrafında şekillenen düşünce yapısı Gazze’deki Müslüman katliamı ile dahada güçlendi.

Müslümanların katledilmesi ve gaddar katil şebekelerinin acımasızca hareket etmeyi sürdürmesi halkı ve Türk hükümetini anti-Amerikancı ve anti-İsrail duygusu etrafında birleşmeye yöneltti. Türkiye’de halkın ve hükümetin İsrail ve ABD karşıtı eylem ve söylemleri İsrail’i yeni stratejiler geliştirmeye zorladı. Türkiye’yi İran karşısında savaşa sokmakta zorlanan ABD ve İsrail’in yeni hedefi Azerbaycan oldu.

Türkiye’deki en dinamik ve duygu düzeyi en yüksek ideoloji olan milliyetçilik kullanılarak, İran ve Azerbaycan ekseninde yeni bir çatışma kurgulanmak isteniyor. Peki bu tuzak adım adım nasıl işletiliyor? İlk önce Türkiye’nin İran tarafından hedef alındığı propagandası yapıldı. Resmi kaynaklar bunu alelacele duyururken hedefin Türkiye olmayabileceği senaryoları gündeme geldi. Hemen bir gün sonrasında Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk bölgesine dron saldırıları düzenlendi. Herhangi bir insan kaybı yaşanmazken Azerbaycan lideri de tıpkı Türkiye’deki hızlı ve aceleci açıklamalar gibi hatta daha da ileri giderek sert beyanatlarda bulundu. Oysaki sürecin sıcağı sıcağına bu tarz hızlı bir açıklama ile değerlendirilmesi, baba Haydar Aliyev ve oğul İlham Aliyev’in yıllardır sürdürdüğü siyasi tarzdan oldukça uzaktı. Bu durumun tek istisnası Karabağ Savaşı’ydı. Zira Karabağ savaşı sadece Azerbaycan’ın değil bütün Türklerin kanayan yarasıydı ve Ermenistan burada işgalciydi. Dolayısıyla İlham Aliyev’in “demir yumruk” misali sert mesajlar vermesi normaldi.

Ancak İran konusunda ilk kıvılcım da henüz saldırıların kim tarafından yapıldığı bile belli olmadan bu tarz bir açıklama yapması sürecin provokasyon boyutunu daha da ön plana çıkardı. İsrail ile yıllardan beri yükselen Azerbaycan ilişkileri stratejik iş birliği boyutuna evrilmiş, Rus hegemonyasına karşı Yahudi lobisi ve İsrail’in becerisine dönük adımlar atılmıştı. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan, Ermeni lobisine karşı da bu güçten faydalanmış, hatta savaş sahasında da Türkiye ve İsrail’den aldığı teknolojik envanteri kullanmıştır. Ancak İsrail’in şu an Azerbaycan’dan ya da lider Aliyev’den beklediği iş birliği tamamen “stratejik bir intihardır”. Eğer İlham Aliyev, İsrail’in kışkırtmasına kapılarak süreci hesap etmeden İran ile savaşa girecekse Türkiye’yi de oldukça zora sokacaktır. Hem ABD hem de İsrail’in istediği, Azerbaycan ile Türkiye’yi savaşa dahil ederek üzerindeki yükü hafifletmektir. Bu süreç İsrail’in istediği gibi giderse, Azerbaycan savaşa dahil olursa Türkiye’deki “duygusal milliyetçilik” kışkırtılacak ve Türk kamuoyu da savaşa ikna edilmeye çalışılacaktır.

İsrail ve ABD’nin Türkiye’yi Azerbaycan üzerinden savaşa sürüklemeye çalışması İlham Aliyev’in vereceği en büyük sınavdır. Tarihte de bunun birçok örneği vardır. Türk milliyetçiliğinin damarlarından biri olan mazlum milletlerin yanında yer alma mefkuresini, Mustafa Kemal Atatürk tarihin en keskin dönemeçlerinden birinde Türk Millî Mücadelesine liderlik ederken kazandırmıştır. Örneğin Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin ve Türk dünyasının kazanımlarını heba edecek olan II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sının tahrikine kapılan uzuvları kesmiş atmıştır. Nitekim Azerbaycan lideri Mehmet Emin Resulzade’ye çok büyük saygı duymasına rağmen II. Dünya Savaşı’ndan önce Nazi Almanya’sından yayın yapan Resulzade’ye ait eserlerin Türkiye’ye girişine izin vermemiştir. Zira Atatürk “zamanında hiçbir şeyden geri kalmamak, zamansız hiçbir şeye girişmemek” düsturu ile hareket eden büyük bir dehadır.

Dolayısıyla Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nı kaldıracak teknolojisi ve insan gücü yoktu. Ancak Atatürk, “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” derken de hamaset yapmamıştır. Bugün Iğdır’dan Nahçıvan’a yani Azerbaycan topraklarına geçebiliyorsak bunu Atatürk’ün İran ile yaptığı toprak mübadelesine borçluyuz. Bu bölgeye Türk Kapısı diyen de yine Atatürk’tür. Gelinen süreçte tarih Türkiye ve Türk Dünyasını yeni bir kırılmanın eşiğine getirmiştir. Bu aşamada duygusal değil stratejik düşünmeliyiz. İran’ın Türk lideri Pezeşkiyan’ın özür dilemesine rağmen İlham Aliyev, İsrail’in tahriki ile savaşa girecekse yani duygusal Türk milli kimliğini tahrik ederek Türkiye’yi de ateşe atacak ise cevap vermesi gereken tarihi sorular var. Nedir bu tarihi sorular? Eğer Azerbaycan lideri sayın İlham Aliyev İran’daki hakiki öz Türk balalarını düşünüyor ise neden ülke içindeki muhalif Türklere aynı hassasiyeti göstermiyor? İsrail ve ABD uçakları Tebriz gibi Türk şehirlerini vururken neden tek kelime etmemiştir?

Sayın Aliyev, Türk dünyasının romantik düşüncelerine bu kadar hassasiyet gösteriyor ise neden Çin’e ziyareti esnasında Doğu Türkistan için tek kelime etmemiştir? Azerbaycan lideri İlham Aliyev, eğer İsrail’in teşviki ile hareket edecekse ve devamında Türkiye’ye olası bir İran cephesi açılmasının zeminini hazırlayacaksa bu süreçte Kıbrıs’taki Türklerin İsrail ve Rum işgal tehdidine karşı vereceği bir cevabı var mıdır? Bütün bu sorulardan daha da hazini, Türk ülküsünün mistik önderlerinden Ebulfez Elçibey’i Azerbaycan lideri baba Haydar Aliyev baskı ile öz vatanından koparırken, aynı feraseti neden gösterememiştir? İlham Aliyev, öz vatanından uzakta hasret ile gözyaşları içinde vefat eden Elçi Bey’in öldürülme riskine karşılık, Iğdır’dan Nahçıvan’a giden özel harekât birlikleri tarafından Türkiye’ye getirildiği süreçte neden ülkücü ve Türkçü kimliğini göstermemiştir? Alpaslan Türkeş, Elçibey’i seçimlerde destekledi diye aradan yıllar geçmesine rağmen Ülkü Ocaklarının Azerbaycan’daki teşkilatlanmaları neden gözlem ve baskı altındadır? Yıllardır Kafkasya Türklerinin bağrında adeta bir köz gibi tüten, her düğünde Elçibey havası oynayan ama Azerbaycan idaresinden korktuğu için hatırasını anamayan gönüldaşlarımıza neden özgürlük alanı tanımamıştır? Ve şimdi tarih önünde keskin bir dönemece ulaşan sayın İlham Aliyev’e tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Sayın Aliyev, Türkiye ve Türk Dünyasının geleceğini düşünerek mi hareket edecek, yoksa ABD ve İsrail’in çizdiği eksende mi kalacak? Güzel yarınlarda buluşmak ümidiyle…

Bu yazı toplam 1038 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.