Türkiye ve Azerbaycan’ın İran Hesabı Başarılı Olur mu?
Türkiye ve Azerbaycan’ın Kafkasya’da güç birliği yaparak aştığı Karabağ “duvarı” bölgede en çok İran’ı rahatsız etmişti. İran Devrim Muhafızları Zengezur Koridorunun açılmasını savaş sebebi sayan birtakım videolar servis etmişti. Ancak son beş yılda günler yahut saatler içinde Ortadoğu ve Kafkasya’da gündem sürekli değişiyor ve ülkelerin aldığı pozisyonlar yeniden belirleniyor. Bu durumun en önemli örneklerinden biri de İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin “suikasta” kurban gitmesidir. Nitekim 2024 yılında İran Cumhurbaşkanı Reisi Azerbaycan’dan dönerken helikopter kazasında hayatını kaybetti. Türkiye’nin de arama kurtarma çalışmalarına dahil olduğu süreç İran açısından fiyasko ile sonuçlandı. Dikkat çeken nokta ise İran’da “yas kültürü” ve “ikonlaştırma” oldukça yaygın iken Merhum Cumhurbaşkanı Reisi’nin matemlerde yeterince ön planda tutulmamasıydı. Kısa sürede defnedildi ve İran yeni bir yola girdi. Reisi’nin bu kadar çabuk unutulmasında ya da diğer İran liderleri gibi ön planda olmamasının iki temel nedeni vardı. Birincisi İran Molla rejiminin yumuşak kanadında olması, ikincisi ise Azerbaycan ve Türkiye ile yakın ilişkiler kurmaya istekli davranmasıydı.
Nihayetinde İran, helikopter kazasında ne olduğunun üzerinde durmadı. İsrail ve ABD’ye dönük herhangi bir ithamda da bulunmadı. Belki de bir iç operasyondu, netleştirilemedi. Fakat bu süreçte devreye İran’daki Türkler girdi. Türk kökenli Mesud Pezeşkiyan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi sağlandı. Bu kez Türkiye ve Azerbaycan daha uyumlu bir partner yakaladı. Reisi’nin ölümünün ardından kısa süre sonra Azerbaycan’a giden Pezeşkiyan, Erdoğan ve Aliyev ile oldukça samimi pozlar verdiler. Hatta sosyal medyada “üç yiğide dostluk çok yakıştı” yorumları yapıldı.
Haziran 2025’te patlak veren İran ve İsrail savaşında İran’ın üst düzey yöneticileri teker teker öldürülürken “enteresan” şekilde Pezeşkiyan halkın arasında rahatça dolaşarak pozlar verdi. Ya İsrail Pezeşkiyan’ı önemsemiyordu ya da Pezeşkiyan’a “kefil” olan ülke veya ülkeler var. Zira İran Dini Lideri Hamaney’in öldürülüp, enkazdan çıkarılan fotoğrafını elde eden Mossad ve CİA’nın Pezeşkiyan’a ulaşamıyor olması tesadüf mü?
Yukarıda izah edilen sürece göre akıllara çeşitli sorular geliyor. Türkiye ve Azerbaycan İran’ın lideri Pezeşkiyan’ın arkasında duruyor olabilir mi? Azerbaycan’ın İsrail’e, Türkiye’nin de ABD’ye Pezeşkiyan’ın diyalog yanlısı olduğuna dair garanti vermiş midir? Eğer Molla Rejimi tasviye edilirse daha realist ve uyumlu bir İran modeli için sadece Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan idaresindeki yönetim anlayışı alternatif olabilir mi?
Bu aşamada İran’da çıkacak devasa kargaşanın hem Türkiye hem de Azerbaycan’ın elini zayıflatacağı gerçeğini de dikkate almak gerekiyor. Ancak kesin olan bir gerçeklik var ki eğer İran’da taşları yerinden oynatmadan, İsrail ve ABD’nin masum insanları bombalamadığı daha yumuşak bir geçiş yönetimi kurulacaksa Türkiye ve Azerbaycan’ın adayı Mesud Pezeşkiyan olacaktır. Fars kökenli Şah idaresinin yeniden kurulması bölgedeki Türkleri memnun etmeyecektir. Saatler içerisinde Ortadoğu’da ne olacağı bilinmez, bu nedenle kesin konuşmak mümkün değil. Ancak gerçek olan şu ki Türkiye ve Azerbaycan’ın İran’da istediği lider Pezeşkiyan’dır.
Türk kimliğinden taviz vermeyen Mesud Pezeşkiyan’ı Fars yetkililer uyarmasına rağmen Şubat 2025’te Tebriz’de Muhammed Hüseyin Şehriyar’ın şu dizelerini okumuştu.
“Heyder Baba, igit emek itirmez / Ömür geçer efsus bere bitirmez / Namerd olan ömrü başa yetirmez / Biz de vallah unutmarık sizleri / Görenmesek helal edin bizleri.”
ABD ve İsrail’in haydutça masum insanları öldürmediği güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle.


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.